öğrenme psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
öğrenme psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

30 Mart 2017 Perşembe

Öğrenme Psikolojisi Soruları Testi ve Cevapları Eğitim Bilimleri Kpss Hazırlık Denemesi

                             Öğrenme Psikolojisi Test Soruları
1-)Gece yarısı ağlayan İmge bebeği, annesi kucağına aldığı zaman bebek susmuştur. Bu durum aşağıdaki kavramlardan hangisi ile ilişkilendirilir?

A) Olumlu pekiştirme   B) Olumsuz pekiştirme  C) 1. tür ceza    
D) 2.tür Ceza   E)Olumsuz pekiştireç

2-)Aşağıda verilmiş olanlardan hangisi birincil tür pekiştireçler için söylendiğinde doğru olmaz?

A)Öğretilmesi gereken pekiştireçlerdir
B)Zaman içerisinde pekiştirici özelliğini kaybetmezler
C) Bireyde aşırı doygunluk ya da yoksulluğa neden olmayacak şekilde sunulmalıdırlar
D)Bireyin ,uygulama sırasında kolayca ulaşması engellenmelidir
E) Az miktarda sunulmalıdır

3-) Ziya öğretmen , kalemini sürekli ağzına alan Emre'yi “Emre kalemin ağzından çek, Emre öyle yapma” şeklinde uyarmaktadır. Ancak Emre bu davranışına devam etmektedir. Ziya öğretmen Emre'nin kalemi ağzına alması ile ilgilenmemeye başlar. Öğretmenin görmezden gelmesi ile Emre'nin bu davranışından bir süre artış olur ancak sonra davranış azalır ve zamanla ortadan kalkar.
Ziya öğretmen istenmedik davranışın ortadan kaldırmada aşağıdaki yöntemlerden hangisini kullanmıştır?

A) Zıt tepki       B)Baktırma     C)Olumsuz pekiştirme  
D)Sönme       E)Eşik yöntemi

4-) Sınıf arkadaşının bir başkasının eşyasını izinsiz aldığı için cezalandırıldığını gören Esra Başkalarının eşyalarını izinsiz almamaya özen göstermiştir.
Esra'nın davranışındaki bu değişim aşağıdaki kavramlardan hangisi ile açıklanabilir?

A)Dolaylı ceza    B)Dolaylı pekiştirme      C)Birinci tür Ceza       
D)İkinci tür Ceza   E)Dolaylı duygu

5-) bir baba çocuğuna, “ oyuncaklarını topladıktan sonra televizyon izleyebilirsin” demiştir. Bu durumda baba aşağıdakilerden hangisini kullanmıştır?

A)Klasik koşullanma    B)Edimsel koşullanma      C)Permeck ilkesi   
D)Sosyal öğrenme     E)Sürekli pekiştirme

6-) Sultan öğretmen; ödevini eksiksiz olarak yapan öğrencileri renkli kartonlardan yapılmış küçük çiçek figürleri vermektedir. Sultan öğretmenin bu davranışı aşağıdakilerden hangisi ile açıklanabilir.
A)Sabit oranlı       B)Değişken oranlı    C)Değişken aralıklı       
D)Simgesel ödülle pekiştirme        E)Sabit aralıklı

7-) Aşağıda verilmiş olan ifadelerden hangisi olumsuz pekiştirme için söylenebilecek bir özelliktir?

A)Hoşa giden bir uyarıcı verilir     
B)Davranış tekrar ortaya çıkma olasılığını arttırır
C)Hoşa giden uyarıcı ortamdan çekilir      
D)Davranışı gösterme sıklığını azaltır
E)Hoşa gitmeyen uyarıcının verilmesidir.

8-) Hatırlama ve unutma konusunu işlerken bilgiyi işleme kuramına göre yaşadığımız olaylar hangi bellekte sakladığımızı öğreniriz?

A)Duyusal bellek    B)İşlemsel bellek      C) Anısal bellek      
D) Anlamsal bellek E)Bilişsel bellek

9-) Ecem'in telefon numarası değişmiştir edeceğim yeni telefon numarasını öğrendikten sonra eski numarasını hatırlamaktadır Ecem'in bu durumu aşağıdakilerden hangisine örnek oluşturur?

A) Olumsuz pekiştirme  B)Olumlu pekiştirme   C)Geriye ket vurma    
D) İleriye ket vurma   E)ileriyi destekleme

10-) Aşağıdakilerden hangisi istenmeyen davranışı ortadan kaldırmada kullanılabilecek davranışçı yöntemler arasında yer almaz?

A) Olumsuz pekiştirme  B) Olumlu pekiştirme   C)Ortamı değiştirme   
D) Sönme   E) Bıktırma


CEVAPLAR
1B  2A 3D  4A  5C  6D  7B  8D  9C  10B

1 Haziran 2016 Çarşamba

Lys ve Kpss Hazırlık Psikoloji Dersi Öğrenme Testi ve Cevap Anahtarı

ÖĞRENME  PSİKOLOJİ TESTİ

1. öğrenmeyi bir problem çözme olarak ele alarak bireyin problemi karşılaştığında yaptığı deneme yanılma davranışlarıyla çözüm ürettiği açıklanmıştır.
Yukarıda verilen açıklama aşağıdaki öğrenme kuramcılarından hangisine aittir?
A)Pavlov  
B) Skinner
C) Guthier
D) Trondike
E) Rogers


2. öğrencilerin zil sesini duyunca sınıflara girmesi 
Yukarıdaki örnekte öğrenciler için zil sesi nasıl bir uyarıcıdır ?
A) koşulsuz uyarıcı 
B)koşullu uyarıcı 
C)nötr uyarıcı 
D)koşullu tepki 
E)doğal tepki


3.Başı ağrıyan birisinin duş alması hangi tür pekiştirmeye örnektir?
A)sürekli pekiştirme 
B)aralıklı pekiştirme 
C)olumlu pekiştirme 
D)olumsuz pekiştirme 
E)değişken oranlı pekiştirme


4.öğretmenine yaz tatilinde yaşadığı güzel anıları anlatan bir öğrenci hangi belleğini kullanarak olayları anlatmaktadır?
A)anlamsal bellek 
B)anısal bellek 
C)kısa süreli bellek 
D)uzun süreli bellek 
E)işlemsel bellek


5. Atilla Türkçe dersinde onlarca kez öğretmeninden Parmak kaldırmadan söz istemesine rağmen öğretmeni söz hakkı vermemiştir Atilla parmak kaldırıp söz hakkı istediğinde öğretmeni söz hakkı vermiştir.

Öğretmenin Atilla da parmak kaldırıp söz istemeyi öğretmenin kullandığı yaklaşım aşağıdakilerden hangisidir ?

A)bastırma 
B)ceza 
C)olumsuz pekiştirme 
D)söndürme 
E)ayırt etme


Cevaplar


DBDBD



5 Şubat 2016 Cuma

Öğrenme Psikolojisine Giriş ve Temel Kavramlar



Öğrenme Psikolojisine Giriş
 İnsanın yaratıldığı günden beri onu diğer canlılardan ayıran özelliklere dikkat konusu olmuştur.
bu özelliklerinden biride öğrenme yetisidir. Bu ayeti insanın hayatını devam ettirebilmesi için son derece önemlidir. Canlılar alemi içerisinde öğrenme kapasitesi en yüksek olan insandır.
insan öğrenir ve öğrendiklerini uygular. Bu yolla kendisini ve çevresinin yaşam şeklini değiştirebilir.

Öğrenme psikolojisi ile ilgili temel kavramlar
1.Öğrenme:  Öğrenme kavramının farklı birçok tanıma yapılmaktadır.
Bir yaklaşıma göre öğrenme bireyin kısmen ya da tamamı ile kendi yaşantılarından kaynaklanan ve davranışlarda gözlenebilen kalıcı izli davranış değişikliğidir.

Öğrenmenin bir başka tanımı ise bireylerin nesneleri veya yeni durumları yeni bir biçimde algılamaya hazır duruma gelmesi olarak açıklanmaktadır.

Öğrenmeyi tanımlayan yaklaşımların ortak özellikleri şöyle sıralanabilir.

  • Öğrenme sonucunda davranış veya potansiyel davranışta değişim olmalıdır.
  • Öğrenmeleri yaşantılar ile kazanılır.
  • Öğrenme sonucunda kalıcı değişimler yaşanır.
  • Öğrenme ile yeni sonuçları varılır.
  • Öğrenme sonucunda yaşantıya dayalı ilişkiler kurulur.
  • Öğrenme sonucunda eskisinden farklı tepkiler de bulunması söz konusu olur.


2.Öğretme : Öğrenme bir bireyin ya da materyalin yardımı ile oluşuyorsa burada işin içine artık öğretme ya da öğretim kavramları da girmektedir.
Öğretim okullarda planlı ve programlı olarak yürütülen ve bir hedefe yönelik olan eğitim faaliyetlerine verilen addır.

3.Eğitim: Eğitim en genel anlamıyla bireyde istenilen davranışları oluşturma sürecidir.

Genel anlamda eğitimin 4 amacı olduğu söylenebilir.

1-Genel kültür değerleri aktarma
2-Bireyi toplumsallaştırma
3-Üretkenliği arttırma
4-Kalıtımla gelin gizli güçleri ortaya çıkararak geliştirme

Yukarıda söz edildiği gibi bir davranışın bireyin kendi çabaları sonucunda öğrenilmesi de mümkün olabilmektedir.
Bu eğitimle öğrenme kavramları arasındaki farkı da ifade eder.
Çünkü eğitimde bireye bilginin bir başka kimse tarafından aktarılması olası iken öğrenmede böyle bir şart yoktur. Birey bilgiyi kendi yaşantıları yolu ile edinebilir.
Eğitimde ise kazanılan davranışların tamamı öğrenilmiş davranışlardır.
4.Yaşantı ( Deneyim): Yaşantı bireyin çevresi ile belli düzeydeki iletişimleri sonucunda ondan kalan iz olarak tanımlanır.
İnsan yaşantılarına bağlı olarak yeni yeni davranışlar öğrenir. Yani yaşantılarından sonuçlar çıkarır ve bu sonuçlara göre yaşamını düzenli ve daha sonraki durumlarda nasıl davranacağına karar verir. Deneyim öğrenilen davranışla ilgili pratiklik kazandırma açısından önemlidir.

5.Davranış: Öğrenme kavramı söz konusu olduğu onunla ilgili davranış kavramı da ön plana çıkmaktadır. Organizmanın her türlü etkinliğine davranış adı verilmektedir.
Bir başka ifadeyle davranış organizmanın gözlenebilen ya da gözlenemeyen açık ya da örtük etkinliklerinin tümüdür.
Örneğin ders çalışmayı düşünmek yazı yazmak konuşmak

6.Davranış türleri:  Organizmada var olan davranışlar genel olarak üç grupta toplanmaktadır. 1. içgüdüsel ve refleksif davranışlar 2. geçici davranışlar 3. öğrenilmiş davranışlar
a.İçgüdüsel ve refleksif davranışlar: Bir tanımlamaya göre bireyin doğuştan geçirdikleri doğal ülkücüleri İçgüdü denir. Buna göre
İçgüdü: Belli bir bilgi veya eğitimi dayanmayan düşünmeyi gerektirmeyen kendiliğinden doğan amaca yönelik davranış etkinliği. Bu durumda İçgüdü organizmanın ihtiyaçlarından kendiliğinden doğan daha önceden öğrenilmemiş ancak sinir sisteminde ön hazırlığı bulunan davranışları göstermede etkili olan bir güç kaynağıdır.
İçgüdüler organizmanın yaşamını sürdürmesi için gerekli olan bedensel ihtiyaçları yaratırlar.
Örneğin yemek içmek cinsellik bağırsakların boşaltılması gibi içgüdüsel davranışlardır.

İçgüdülerin özellikleri:
içgüdüler doğuştan gelir.
içgüdüler belli zamanlarda ortaya çıkar.
içgüdüler bir türün tüm bireylerin de aynı biçimde mevcuttur
içgüdüler ertelenemez
Ayrıca içgüdüler karmaşık davranış örüntüleridir.

Refleks: Refleks doğuştan geçirilebilen veya potansiyel olarak var olan ama olgunlaşma ile ortaya çıkan belli bir uyarıcıya karşı organizmanın belli ve basit bir davranış gösterme eğilimidir.
Refleks belirli bir uyarıcıya öğrenilmemiş bir tepkide bulunmalıdır.
Mesela göz bebeğinin ışığa karşı küçülmesi , Işık azalınca da büyümesi gibi.

Refleksler Eğitim yolu ile değiştiremezler. Bundan yola çıkarak da reflekslerin öğrenilen davranışlar olmadığını görülür. Refleksler bazı durumlarda şartlara bağlanabilir.
Bu tür davranışlara ise şartlı refleks denir.
Örneğin köpeğe zil çaldıktan sonra et verilmesi ve bunun birçok kez tekrar edildikten sonra zil sesine salya salgılanması şartlı bir refleks örneğidir.

Reflekslerin özellikleri:

  • Refleksler doğuştan geçirilir
  • Belli bir davranıştır
  • Basit bir davranıştır
  • Belli bir uyarıcısı vardır
  • Belli bir süre ertelenebilir
  • Refleksler geliştirilebilir.


Geçici davranışlar: Alkol ilaç ve uyuşturucu maddeler alındığında hastalık ve yorgunluk sonrasında gözlenen davranış değişiklikleridir.
Başka bir ifade ile bu davranışlar belli bir etkinin etkisiyle ortaya çıkar ve organizma bu etkiden kurtulduğunda geçici davranışlar kendiliğinden ortadan kalkar.
Örneğin günlük yaşantısında gayet normal olan birinin içki alıp sarhoş olduğu zaman farklı davranmaları ve sarhoşluk durumu ortadan kalkınca yine eski haline dönmesi gibi.



Öğrenilmiş davranışlar: Sonradan kazanılan yani öğrenme ürünü olan davranışlardır.
Öğrenme psikolojisinin daha çok üstünde durduğu davranışlar bu tür davranışlardır.

Bir davranışın öğrenme olabilmesi için şu şartlar gerekir:

  • Tekrar ya da yaşantı yoluyla meydana gelmesi
  • Davranışta bir değişiklik olması
  • Değişikliğin oldukça kalıcı ve izli olması gerekmektedir.
  • Öğrenmeyi gerçekleşmiş ise transfer edilebilir
  • Öğrenme doğrudan gözlenemez. Gözlemlenebilen bireyin performansıdır
  • Öğrenme bireyin daha sonra karşılaşacağı durumlarda farklı bir yaklaşım göstermesine yol açar
  • Öğrenme çevreye uyum sürecidir
  • Öğrenme davranışın referans çevresindeki işaret ve ipuçlarındadır.

öğrenmeyi etkileyen içsel faktör ve dışsal faktörler vardır. Bunlar içsel faktör zeka , tutum ve güdülenme , benlik saygısı ,ilgi ve yetenekler , sağlık durumu , önbilgiler , kaygı , genel uyarılmışlık hali gibi etkenler içsel faktörlerdir.
Dışsal faktörler arkadaş, öğretmen, televizyon, internet , öğretim yöntemleri , kitap ,eğitim materyalleri ,geribildirim, pekiştireç gibi unsurlar ise dışı faktörleri meydana getiren durumlardır.

Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler , Öğrenenle İlgili Faktörler Nelerdir ?



 Öğrenmeyi Etkileyen Faktörler Öğrenenle İlgili Faktörler

1.Türe özgü hazır oluş
Öğrenecek olan organizmanın istenilen davranışı göstermesi için gerekli biyolojik donanıma sahip olmasına Türe özgü hazır oluş denir. Kısaca bir davranışı tür olarak öğrenebilecek durumda olmasıdır.
Örneğin bir tavşana ne kadar uğraşırsanız uğraşın okuma yazmayı öğretemezsiniz.
Çünkü tavşan türünde okuma yazmayı öğrenecek hazır oluş durumu yoktur.
Her organizma türü bazı davranışları yapmak üzere hazırlanmıştır. Bazı davranışları ise yapması mümkün değildir.

2.Olgunlaşma
Organizma içinde var olan yeteneklerin kendiliğinden gelişmesine ve  gelebileceği düzeyi ulaşmasına olgunlaşma diyoruz . Olgunlaşma için öğrenmeye gErek yoktur.
Organizmanın davranışı öğrenebilmesi için belli bir gelişmişlik düzeyine ulaşmasıdır.
Başka şekilde anlatacak olursak bireyin bedensel ve zihinsel yönden davranış ve öğrenme kapasitesini ulaşmış olması gereklidir.
Örneğin bir yaşındaki çocuğa ne yaparsanız yapın fizik ve Fizik kurallarını öğretemezsiniz.
Çünkü çocuk zihinsel olarak o öğrenimleri gerçekleştirebilecek olgunluğa gelmemiştir.
Olgunlaşma , yaş ve zeka yönünde olmak üzere ikiye ayrılır.

3.Genel uyarılmışlık hali ve kaygı
Uyarılmışlık düzeyi bireyin çevreden gelen uyarıcıları alma derecesi olarak tanımlanabilir.
Yani organizmanın verimli bir öğrenme sağlayabilmesi için hazır ve tetikte bulunmasıdır.
Yani bireyin tamamen uyanık olması ve tüm enerjisini yapılacak iş üzerine yoğunlaştırması genel uyarılmışlık hali olarak tanımlanır.
Eğer biri dışarıdan çok az uyarıcı alıyorsa genel olarak uyarıcıları kapalı ise uyarılmışlık düzeyinin düşük çok fazla uyarıcı almış ise yüksek uyarılmışlık hali söz konusudur.
Herhangi bir öğrenmenin gerçekleşmesi bireyin orta düzeyde uyarılmış olması gerektirir.
Düşük düzeydeki uyarılmışlık ile aşırı düzeydeki uyarılmışlık öğrenmeyi engelleyen faktörlerdir.
Kısaca özetleyecek olursak genel uyarılmışlık halinin bir noktaya kadar artmasıyla öğrenme daha iyi gerçekleşir. Ama belli bir noktadan sonra uyarılmışlık hali yükseldikçe öğrenme zorlaşır.

4.Güdülenme( motivasyon)
Öğrenmeye hazır ve istekli hale gelmeye motivasyon denir. Öğrenme çaba isteyen bir oluşumdur. Bu çabayı göstermesi için organizmanın güdülenmiş olması gerekir.
Öğrenme ile ilgili güdüler ne denli güçlü ise öğrenme de o denli güçlü olur. Örneğin sene sonunda takdir almak isteyen öğrencinin derslere karşı olan motivasyonu oldukça yüksek düzeydedir.
Kısaca güdülenme bireyin gereksinimlerinden doğan ve gereksinimlerinin giderilmesi için bireyi harekete geçiren her türlü durum ve güç enerjidir.

Güdülenme içsel ve dışsal olmak üzere ikiye ayrılır.
İçsel güdülenme: bireyin öğrenme sırasında kişisel nedenlerle meydana gelen öğrenmeleridir. Yaptığı etkinliklerden hoşnut olan, mutluluk duyan yeni şeyler öğrenmeyi başarma isteği veya merak etme gibi şeylerin ortaya çıkardığı güdülenmeler.

Dışsal güdülenme: Bireyleri öğrenme sırasında dışsal olarak etkileyen etkenlerdir. Bunlar Ödül ve ceza olabilir.
Örneğin öğrenci kendisi için değil de anne babasını ya da öğretmeninin mutlu etmek için ders çalışıp başarılı olma isteği.

Güdüler fizyolojik güdüler ve sosyal güdüler olarak ikiye ayrılır.
Fizyolojik güdüler: Fizyolojik güdüler giderilmesi zorunlu olan şeylerdir.
Fizyolojik güdüler organizmanın yaşaması için zorunlu olan güdülerdir bunlar , açlık , susuzluk  ,cinsellik gibi doğuştan getirilen ve değişime uğramayan güdülerdir.

Sosyal güdüler: Sosyal güdüler örnek olarak beğenilme başarmak gibi örnekler verilebilir.
Sosyal güdüler bireylerin toplumda ya da çevresinde kabul edilmeyi sağlayan güdülerdir.
sosyal güdüler toplumdan topluma değişim göstermektedirler.

5.Fizyolojik durum:  Öğrenmenin gerçekleşebilmesi için kişinin fizyolojik açıdan sağlıklı olması gerekir. Özellikle görme işitme bozuklukları ya da kalp , şeker , epilepsi gibi kronik hastalıklar öğrenmeyi olumsuz yönde etkileyen faktörlerdir.

6. Eski yaşantıların aktarılması (transfer): Öğrenmenin meydana gelmesinde ön yaşantılarının yani eski yaşantıların katkı sağlayıcı ya da engelleyici rolü vardır.
Eski öğrenmelerin yeni öğrenilecek olan bilgiler üzerinde kolaylaştırmaya da zorlaştırma etkisine transfer ya da öğrenmenin aktarılması adı verilir. Yaşantılarının aktarılmasını iki başlık altında ele alabiliriz.

a) Pozitif transfer: Önceden kazanılan yaşantılar yeni öğrenilecek davranışı destekliyor ya da kolaylaştırıyorsa buna olumlu aktarım veya pozitif transfer denir.

Örneğin gitar çalmayı bilen birinin bağlama çalmayı daha kolay öğrenmesi.

b) Negatif transfer: Bazı durumlarda ön öğrenmeleri yeni öğrenilecek bilgi yada davranışları engelleyebilir. Bu durumlarda öğrenme zorlaşır buna olumsuz aktarmak ya da negatif transfer denir.
Örneğin notasız bir şekilde Bağlama çalmayı bilmeyen birinin notalı çalmaya çalışırken zorlanması.

7.Dikkat: Dikkat bilincin belli bir noktaya yoğunlaştırılması dır. Öğrenmenin iyi olması için yoğunlaştırma gereklidir. Bireyin dikkat üzerinde iç uyarıcılar ve dış uyarıcılar etkilidir. İç uyarıcılar,  ilgiler , ihtiyaçlardır. Dış uyarıcılar ise çevreden gelen uyarıcıların büyüklüğü, şiddeti , farklılığı , hareketliği gibi.

4 Şubat 2016 Perşembe

Gestalt Kuramının Temel İlkeleri ve Yasaları



Gestalt Kuramı : Gestalt psikolojisi adını Almanca bir sözcük olan gestalt’tan alınmıştır.
Gestalt sözlüğü biçim ,şekil , form parçaların toplamı ve entegre olmuş bütün gibi anlamlara gelir.
Gestalt kuramı açılarına göre bütün parçaların toplamından daha anlamlıdır ve farklıdır.
Birey her şeyi bir bütün olarak algılama eğilimindedir. Bir başka söyleyişle İnsanlar kendilerine gelen uyarıcıları birbirinden ayırmış bir şekilde değil bir arada anlamlı bir bütün halinde örgütlenmiş bir biçimde algılarlar.
Örneğin uyarıcılardan bazılarını çerçeveler çizgiler renk grupları olarak değil masa sandalye aç insan olarak algılarız.

Gestalt kuramının temel ilkeleri: Gestaltcılığın temel ilkeleri şu şekilde sıralanabilir.

  • Bir resimde görülen nesne şekil olurken geride kalanlar ise zemin olarak algılanır.
  • Öğrenme şekil zemin arasındaki ilişkilerdeki değişimedir. Bir başka deyişle öğrenme daha yeni ve daha iyi bir bütün geliştirmelidir.
  • Öğrenme bireyin karşılaştığı bir durum algılaması ve yorumundaki değişmedir.
  • Bir seziş veya kavrama tamamen davranıştan ayrı olabileceği gibi davranışlarda birlikte olabilir.
  • İnsanlar gördüklerini bir bütün olarak algılama eğilimindedirler.
  • İnsanlar çevrelerini bir düzen içinde algılarlar . Eşya ve olaylar tek başlarına değil diğer nesne ve olaylarla beraber bir bütün olarak yani organize edilmiş bir bütün içinde anlamlandırılırlar.
  • Davranış bireyin karşılaştığı durumu algılamasına ve durumu kendi amaçları açısından yorumlamasına bağlıdır. Öğrenme bu belirtilen algı ve yorumdaki değişmedir.
  • Bu açıdan bireyin kendini ve kendi dışındaki olayları ve durumları algılaması çok önemlidir.
  • Davranışlar bireyin öğrenmesinin birer işaretçileridir.
  • Psikologların algısal alan bilişsel alan gibi terimlerle bireyin çevresini ve dünya'yı algılayışını belirtmek eğilimindedirler. Herhangi bir durum ya da konunun öğeleri birbiri ile ilgilidir.
  • Bunların herbiri bir bütünlük içinde anlam kazanır.
  • Bütün onu meydana getiren parçaların toplamından daha farklı ve anlamlıdır.
  • Bu konuyu oluşturan parçaları ayrı ayrı incelersek bütünü göremeyiz veya bütünden önemli şeyleri kaybederiz.


Geştalt kuramcılarının temsilcileri Köhler , Wertheimer ve Koffkadır.

Geştalt kuramında algılama geçtikçe psikologlar öncelikle algılama ve problem çözme süreçleriyle ilgilenmişlerdir.
Öğrenme ile ilgili görüşleri algılama ve ilgili çalışmalarına dayanmaktadır. Bu nedenle de öğrenme ile ilgili açıklamaları algılama ile ilgili çalışmaların ikincil nitelikli ürünleridir.
Onlara göre algısal örgütleme yasaları öğrenmeyi de açıklamaya yardım etmektedir.
Algılama dış dünyadan duyu organlarımız yoluyla aldığımız duyusal bilginin beyin tarafından seçilip örgütlenerek yorumlanması sürecidir. Bu süreçte bireyler çok farklı şekillerde hareket etmektedir.
Örneğin kişiler nesneleri insanları veya olayları belli referans noktalarına göre algılama eğiliminde olabilmektedir. buna algısal set oluşturma denir.
Bu durumda algılamada bireysel farklılıklar ön plana çıkmaktadır insanın her türlü duygu düşünce ve davranışlarında algılama vardır.
Önce algılar , sonra tepki veririz olayların durumların ve ilişkilerin algısı ile tepkiler arasında uygunluk vardır.

Gestalt kuramına göre algılama yasaları:
1-)Şekil - Zemin ilişkisi: Bütün algılamalar da bir şekil bir de zemin vardır. Algılama sırasında göze ilk olarak çarpan nesne şekil olmaktadır. Zemin ise görülen şeklin arka plan nedir ya da arkasında kalan alandır. Şekil zemine göre daha etkilidir ve daha iyi anımsanır.
Bu nedenle bir şeyin algılanması ve öğrenilmesi isteniliyorsa onun şekil olmasını sağlamak gerekmektedir. şekil ve zemin dikkate bağlı olarak yer değiştirebilir.
Örneğin içeride ders çalışan Ecem sokakta arkadaşlarının sesini duyunca dikkatini dersten alıp arkadaşlarının sesini verdiği zaman ders zemin arkadaşlarının sesi şekil olacaktır.

2-)Yakınlık: İnsan organizması bir alandaki öğeleri nesneleri birbirine olan yakınlıklarına göre gruplandırarak bir bütün olarak algılar.
Görsel uyarıcılar mekanda birbirine yakınlığına dikkat edilerek algılanırken işitsel uyarıcılar zamandaki yakınlıklarına göre gruplandırılırlar.

3-)Benzerlik: Şekil renk doku cinsiyet gibi pek çok özellik bakımından birbirine benzeyen ile birlikte gruplandırılarak algılanma eğilimindedirler.
Örneğin bir caddede aynı üniformayla gezen lise öğrencileri bir grup olarak algılanır.

4-)Tamamlama: Bir nesne şekil gibi tamamıyla görülmesi bile geçirme görünüyormuş gibi algılanır. Yani organizma eksik kısımları tamamlayarak bir bütün olarak algılama eğilimindedir.
Örneğin okuduğumuz bir yazıda eksik olan kelime ya da harfleri sanki orada varmış gibi tamamlayarak algılarız ve okuruz.

5-)Devamlılık: Aynı yönde giden noktalar çizgiler benzerleri birlikte gruplandırılarak algılama eğilimindedir. Yeni reklam panolarında yanıp sönen ampuller bireye bir devamlılık algısı vermektedir.

6-) Basitlik: İnsan basit düzenli bir biçimde organize edilmiş şekilleri karmaşık şekillerden daha kolay algılama eğilimindedir.