gelişim psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
gelişim psikolojisi etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

9 Şubat 2016 Salı

Piaget’in Duyusal Motor Dönemde Gerçekleşen Zihinsel Faaliyetler



              Piaget’in Duyusal Motor Dönemde Gerçekleşen Zihinsel Faaliyetler 

1. Ses Bulaşması: Piaget'e göre bu dönemde bebekler kimi zaman diğer bebeklerin ağlamalarını duydukları zaman sıkılır ve kendileri için rahatsızlık verici bir durumun söz konusu olduğunu hissine kapılıp ağlamaya başlarlar. Bu zamanlarda bebek ağlama sesi ile hoşuna gitmeyen tedirginlik verici durum arasında bir bağlantı  kurup ağlamaya başlar. Buna ses bulaşması denir.
Bodrum basit düzeyde bir taklit ve öğrenme becerisinin geliştiğini gösteren bir ipucu olarak algılanmaktadır.

2. Devresel (döngüsel) Tepkiler: Çocukların belirli türdeki davranışları tekrarlaması devresel ya da döngüsel tepki olarak adlandırılır. Çocuk tesadüfen yaptığı bir davranış sonrasında elde ettiği bir davranışı tekrar tekrar yapar. Çıngırağını yere vurunca çıkan ses dikkatini çeker sürekli olarak vurmaya başlar. Döngüsel tepki çocuğun bu yeni uyaranlara uyum sağlama süreci olarak düşünülebilir. Çocuk davranışı özümsediği ya da uyum sağladığında dengeye ulaşır farklı bir davranışa geçer.

3. Alışkanlıklar: Devresel veya döngüsel hareket sonucuna bağlı olarak bir hareketin Tekrar edilmesidir. Yani devresel tepkinin bebeğin sınama-yanılma davranışı içinde bir rastlantı olarak yakaladı zevk aldığı ve başarılı bir hareketi durmadan tekrarlanmasıdır.
Devresel tepkiler daha sonra tekrar lahana tekrarlana alışkanlıkları oluştururlar.
bir tepkinin alışkanlığa dönüşmesi halinde kişide eski heyecanı bırakmadığı için sönebilir.

4.Nesne Devamlılığı (nesne sürekliliğinin) Kazanılması: Bebeğin kendi bedeni ve dış nesneler arasında ayrım yapması ve nesnelerin kendinden bağımsız olarak da var olduklarını kavraması nesnelerin devamlılığı ya da sürekliliği kavramı ne kazandırır.
Bir başka deyişle nesne devamlılığı bebeğin kendi görüş alanının dışında kalan
nesnelerin var olduğunu bilmesidir. Nesne devamlılığı kavramının gelişimindeki ilk belirtiler 8 ile 12 aylar arasında ortaya çıkmaktadır ve 18 aya kadar gelişmesi beklenebilir bir durumdur.
4 -5 aylık bebekler gözlerinin önünde kaybolan nesneleri takip edemezler ve bu nesneleri saklandıkları yerlerden bulup alamazlar.
Örneğin annenin bebeğin gözü önünde yastığının altına sakladığı oyuncak bebek için yok olmuştur. Oyuncak göz önünden kayboldu anda hafızada temsil edilmemektedir.
Yani beş aylık bir bebek için kendi görüş alanında bulunmayan bir nesne varlıklar dünyasında yok olur. 2 yaşındaki bir bebek kendisine gösterilen ve sonra saklanan Bir nesneyi saklandığı yerde rahatlıkla bulunmakta ve oraya gidip o nesneyi almaktadır.

5.Ertelenmiş Taklitler: Bebekler çevrelerinde gördükleri kişilerin Yüz ifadelerini taklit edebilirler. Ancak bu taklit önceleri sadece modelin göz önünde olduğu durumlarda yapılırken daha sonra model ortada olmadan da yapılabilir hale gelir buna ertelenmiş taklit denir.
Ertelenmiş taklitler hafıza süreçlerini gösterdiği için zihinsel gelişim ile ilgili ipucu verir.
Ertelenmiş taklitler hafızada bilginin tutulabileceğini gösteren delillerdir.
Ertelenmiş taklidini en belirgin örneği bebeğin annesinden gözleri bir davranışı birkaç gün sonra sergilemesidir. 2 yaşındaki bir kız çocuğunun annesi odada yokken oyuncak bebeğini yemek yedirmesi annesi gibi bebeğin ağzını silmesi yanaklarını okşayıp konuşması ertelenmiş tatlı ve güzel bir örnektir.

6.Simgesel İşlev: Piaget’e göre kavram ve dil yetenekleri kaynağını duyu hareket dönemin sonuna doğru ortaya çıkan simgesel işlevde bulur. simgesel işlev simgeleri anlama üretme ve kullanma becerisini içerir.
simgesel işlem kavram gelişimi dil gelişimi, jestler, Düşsel ve simgesel oyun ve resim yapmak için temel oluşturur. simgesel işlev çocuklara yeni pek çok gizilgücü yolunu açabilen bir durumdur.

6 Şubat 2016 Cumartesi

Gelişim Psikolojisine Giriş Ders Notları ve Konu Anlatımı



                                         GELİŞİM PSİKOLOJİSİNE GİRİŞ
Psikoloji kısaca ruh bilimi olarak tanımlanan bir bilim alanıdır. Psikolojinin birçok alt alanı vardır. Alt alanlardan birisi de Gelişim Psikolojisidir.
İnsanların gelişiminden söz edildiğinde döllenmeden başlayarak yaşamın sonuna kadar devam eden bedensel bilişsel dilsel ,psiko-sosyal ahlaki ve cinsel yönleri olan sürekli ilerleme  aydeden düzenli ve sistemli değişim akla gelmektedir.
Gelişim kavramı ile gelişme kavramı zaman zaman birbirileri yerine kullanılmaktadır.
Bununla birlikte gelişim bir süreç ki gelişme bir üründür.
Örneğin bilişsel gelişim bir süreç iken bu sürecin sonunda ortaya çıkan hipotetik düşünme bir gelişme diğer bir ifadeyle bir üründür.

İnsanın gelişim tablosu çok iyi bilmek gelişimin farklı alanlarda nasıl bir seyir izlediğini öğrenmek bireye yardımda bulunmak açısından çok önemlidir.
Her gelişim döneminde bireyin belli ihtiyaçları vardır. Bu ihtiyaçlar gerektiği biçimde ve gereken zamanda karşılanmalıdır. Aksi durumda bireyde daha sonra telafi edilmesi çok güç olan sorunlar meydana gelebilir.
Bu nedenle Gelişim Psikolojisi bilmek bütün insanlar için özellikle de eğitimciler için çok önemli görülen bir durumdur.
 
1.Gelişimle ilgili temel kavramlar:
A.Gelişim:
Gelişim ;olgunlaşma ,yaşantı ve öğrenme sonucunda görülen döllenmeden ölüme kadar gelişen alanlarında devam edin düzenli ve sürekli değişiklikler olarak tanımlanabilir.

B.Büyüme
fiziksel gelişim olgunlaşmanın altın boyutu olan büyüme insan gelişiminin gözlenebilir yönüdür.Diğer bir ifadeyle ismi boy ve kilonun artarak farklılık göstermesinin büyüme ya da fiziksel gelişim denir. Büyüme bedenin hem dış hem de iç organlarından meydana gelir.
Örneğin boyun uzaması kilonun artması ellerin büyümesi büyüme ifadeleridir.

C.Olgunlaşma:
Olgunlaşma kavramı organizmanın temelindeki potansiyel güçlerin görev yapabilecek düzeye ulaşmasını ifade etmektedir. Diğer bir ifade ile Olgunlaşma vücut organlarının kendilerinden beklenen görevleri yerine getirebilecek düzeye gelebilmesi için geçirdiği bir değişimdir.
Başka bir tanım da ise olgunlaşma organizmanın doğuştan getirdiği yani kalıtımsal olan biyolojik donanım zaman içinde çevresel koşullar da bağımsız olarak değişmektedir.
Bu yaklaşıma göre öğrenmenin olgunlaşma üzerinde herhangi bir etkisi yoktur.
Bu değişimde sadece kalıtım etkilidir kalıtımsal özellikleri hiçbir şey yapılmasa da zamanı geldiğinde kendiliğinden açığa çıkar.
Örneğin kol ve bacakların direksiyona ve tedavileri ulaşacak kadar büyümesi ile beraber nörolojik sistem bisiklet sürmeyi sağlayacak kadar gelişmesi olgunlaşma ile ilgili bir değişimdir.
Bu durumda Olgunlaşma 2 gelişim yönüyle doğrudan ilişkilidir.
Bunlar fiziksel gelişimin biyolojik altyapısını sağlayan nörolojik gelişim ve zihinsel gelişimdir.
Bireyin gelişimsel görevini yerine getirebilmek için fiziksel ve zihinsel açıdan gelişmiş olmalıdır ki yani olgunlaşması gerekir.

D.Hazır Olma (Hazırbulunuşluk):
hazır Almanya'da hazırbulunuşluk kavramı olgunlaşmadan daha geniş bir kavramdır.
gelişimin hem niceliksel hem de niteliksel yönüdür.
Hazırbulunuşluk bireyin herhangi bir organının vazifesi olan işi yapabilecek olgunluk düzeyine gelmesinin yanı sıra o iş için gerekli ön bilgi beceri ve tutuma yani ön öğrenmeye de sahip olmasıdır.
Örneğin basit bir çarpma işlemini yapacak bir çocuğun hem çarpma işlemini kavrayabilecek bir zihinsel olgunluğa ulaşması hem de bunun için gerekli olan sayılar toplama çıkarma ile ilgili bilgi ve becerilere sahip olması gerekmektedir.

E.Deneyim(Yaşantı):
deneyim dil gelişimi için önemli bir başka temel kavramdır. Breyin yaşantıları yolu ile kazandıklarını ifade etmektedir.
Başka bir şekilde tanımlayacak olursak çevreyi etkileşim sonucunda Bireyde kalan izlerdir.

F.Öğrenme:
bireyin kısmen ya da tamamen yaşantılarından kaynaklanan tepki ve davranışlarında meydana gelen kalıcı izli değişmeye öğrenme denir.
Doğuştan getirilen refleksif davranışlar yani göz kapaklarının kendiliğinden açılıp kapanması gibi içgüdüsel davranışlar yani cinsellik gibi ve alkol ilaç hastalık gibi şeylerin etkisiyle oluşan geçici davranışlar öğrenilmiş davranışlar değildir.

G.Gelişim Alanı:
gelişim incelenirken farklı alanlardaki gelişimler birbirinden ayrılır. Çnkü bütün bir bireyin gelişiminin tamamını alanları ve dönemleri ayırmadan incelemek zaman ve ekonomik açıdan uygun değildir. Genel anlamda üç gelişim alanında söz etmek mümkündür.
Fiziksel gelişim
Bilişsel
Psikososyal gelişim.
Fiziksel gelişim dışarıdan gözlenebildiği ve rahatlıkla ölçülebildiği için gelişimi niceliksel yönünü oluştururken diğer gelişim alanları dışarıdan doğrudan gözlenemez ve ölçülemez olduğu için gelişimin niteliksel yönünü göstermektedir.

H.Gelişim Ödevleri
Gelişim görevleri her gelişim döneminde ve normal gelişim sürecinde bireyin gerçekleştirilmesi beklenen belli davranışlar vardır. Bu davranışların gelişim görevleri adı verilir.
Bu kavramı ilk olarak dile getiren Havinghurst'tur.

I.Gelişim Dönemi:
Belirli özellikleri ön plana geçtiği gelişim aşamalarını gelişim dönemi denilmektedir.
En basit dönem sınıflaması ise yaşa göre yapılan dönem sınıflamasıdır.
Yaş insanın yaşamında bir dönemi ya da aşamayı gösteren doğuştan itibaren geçen zamandır ve yıl birimleriyle belirtilir. Yapılan araştırmalar belli yaşlardaki Bireylerin benzer gelişimsel özellikleri gösterdiklerini ortaya çıkarmıştır.

İ.Kritik Dönem:
Gelişimde belli becerilerin kazandırılması gereken dönemler vardır.
Söz konusu beceri ilgili dönemde kazanılmadığı zaman daha sonraki dönemlerde kazanılmaz veya kazanılması çok zor olur. Bu dönemlere kritik dönem adı verilir.
Örneğin insanlar için 1 ile 1,5  yaşları konuşma becerisini kazanma açısından kritik dönemlerdir.
Eğer bu dönemde konuşma becerisi gereği gibi gelişmez ise daha sonra gelişimi imkansız değildir ama daha çok zor gerçekleşir.
Kritik dönem din bireyi çevrenin etkilerini daha açıktır.
Çevresel uyarıcılar bireylerin gelişiminin kolaylaştırabileceğini gibi engelleyebilirde.



Gelişmeyi Etkileyen Faktörler

Gelişmeyi Etkileyen Faktörler Nelerdir ?



 GELİŞMEYE ETKİ EDEN FAKTÖRLER
Gelişmeyi etkileyen kalıtım ve çevre olarak iki temel faktör vardır. Kimi kaynaklarda bir çevre değişkeni olan zamanda üçüncü bir faktör olarak bu ülkeye eklenmektedir.
Bu üç etkenin bir araya gelmesi insan gelişimi üzerindeki etkileri aşağıdaki ayrı ayrı açıklanmıştır.
1.Kalıtım:
Yaşamsal ve ruhsal kimi özelliklerin döllenme sırasında kadın ve erkeğin kromozomların yolu ile bir kuşaktan ötekine geçmesi olarak tanımlanan kalıtım insanın gelişimine etki eden üç önemli unsurlardan biridir.
İnsan gelişiminde kalıtımsal faktörlerin mi yoksa çevresel faktörlerin mi daha etkili olduğu çok uzun süredir tartışılan bir konu olmakla birlikte bugünkü kanı gelişmenin her iki unsurun ortak gelişme yoluyla gerçekleştirilir.
Araştırmaların kalıtımın etkili olduğu bulgusuna ulaşırken diğer bazı araştırmaların ise çevresel etkilerin daha önemli olduğuna ilişkin bulgular elde edilmiştir.
2.Çevre:
Bir canlının ilişki kurduğu varlıkların timi olarak tanımlanan çevre insanın gelişim seyrini etkileyen bir diğer unsurdur. Bir insanın birbirinden farklı iki tür çevresi vardır.
Bunlardan ilki yaşadığı coğrafya yani fiziki çevresi diğeri o çevreyi paylaştığı diğer insanlar yani sosyal çevresidir.
Çevresel faktörler doğum öncesinden başlayarak tüm yaşam boyu bireyin gelişimini etkiler.
bu faktörler aşağıdaki gibi sınıflandırılabilir.
Doğum öncesi çevresel etmenler:
Annenin geçirdiği hastalıklar ve kazalar
Annenin beslenme biçimi
Annenin yaşadığı tramvalar ve duygusal durumu
Annenin kullandığı ilaçlar
Annenin sigara alkol ve uyuşturucu kullanması
Annenin röntgen ışınlarına maruz kalması gibi unsurlar

Doğum sırasındaki çevresel etkenler:
 Bebeğin oksijensiz kalması
Bebeğin başının çok fazla basınçla karşılaşması
Forseps, vakum gibi araçların uygun biçimde kullanılmaması gibi nedenler.

Doğum sonrasındaki çevresel etkenler:
 Beslenme ,yorgunluk ,hastalık, kazalar ve savaşlar ,ailenin sosyal ekonomik ve kültürel düzeyi ,eğitim ,arkadaş grupları ,kitle iletişim araçları gibi unsurlar.

3.Zaman:
Meydana gelen olayları sıralama yarayan baz ve sonu olmayan soyut bir kavram olarak tanımlanmaya çalışılan zaman da kalıtım ve çevre ile etkileşime girerek gelişimi etkileyen diğer bir faktördür.
Kimi psikologlara göre gelişimde bazı önemli olayların belirli zaman aralıklarında önemli bir etkiye sahip olduklarını, ancak bu zaman aralıklarında daha önceki veya daha sonraki zamanlarda aynı etkiye sahip olmadıklarını ya da çok az bir etkiye sahip olabildiklerini ileri sürerler.
Örneğin gebeliğin ilk 3 ayı gelişim açısından büyük önem taşımaktadır. Bu dönemde annenin ilaç almasının ya da radyasyondan etkilenmesinin bebeğin gelişimini olumsuz etkileme olasılığı gebeliğin öteki dönemlerine göre daha yüksektir.
Yine bazı psikologlara göre insanın gelişiminde ilk beş yılın önemi diğer yıllara göre çok daha fazladır. Bu yıllardaki yaşantıları niteliği çocuğun ileride nasıl bir yetişkin olacağını büyük ölçüde belirler.
İşte bu durumlar zamanın gelişimi etkisini gösteren önemli unsurlardır.
Bunların dışında gelişimin üzerinde sosyal çevrenin de etkisi çok büyüktür.
Bireyin yaşadığı toplumda o zaman diliminde meydana gelen olay ve olgulardan etkilenmesi olasıdır.
Örneğin; Türkiye'de yaşanan büyük Marmara depreminden sonra çocukların kendilerine evler yaparak ve bu evleri daha sonra sallanmak yoluyla depremler meydana getirip, evleri yakıp bebeklerini de yaralılar olarak taşıdığı, oyunlar oynadıkları görülmektedir.
Bu durumun gelişimi üzerindeki toplumsal olayların ve toplumların belli zaman dilimlerinde yaşadıkları önemli olayların nasıl etkili olduğunu gösteren çarpıcı bir örnektir.
Bu etkiyi belli bir zamanlar sınırlı olduğu için buna tarihsel zaman etkisi deneyebilir.

5 Şubat 2016 Cuma

Piaget'in Zihinsel Gelişim Kuramı ve Temel Kavramları

                                           Piaget'in zihinsel gelişim kuramı

Piaget zihinsel gelişim ve sistemli ve bilimsel olarak ilgilenen ilk araştırmacılardandır.
Piaget bilişsel gelişimin beynin ve sinir sisteminin olgunlaşması ve bireyin çevreye uyum sağlaması sonunda ortaya çıktığını belirlemektedir.
Piaget zekayı çevreye uyum sağlama birisi olarak tanımlar ve ona göre zeki insan içinde Yaşadığı çevreyi en iyi uyum sağlayan insandır.
Başka bir ifade ile Yeni karşılaştığı uyarıcıları daha hızlı algılayan ve anlamlandıran kişidir.

Piaget genç çocuklar üzerinde yaptığı araştırmalar sonrasında çocukların yetişkinlerden farklı kendilerine özgü bir bilişsel yapı içinde olduklarını gözlemlemiş ve kuralını oluşturmuştur.
Piaget bu görüşünü ifade ettiği zamanlarda çocukların minyatür yetişkinler olduğunu düşünmekte onların yetişkinlerin yapabileceği her şeyi yapmalarını beklemekteydi.

Piaget'in bilişsel gelişim kuramının en önemli kavramları: şema, uyum sağlama ,özümseme ,uyum kurma, dengeleme ve örgütlemedir.

Piaget'in zihinsel gelişim kuramının temel kavramları

1.Şema:
Şemalar en temel zihinsel yapılardır. Şema, çevreyle etkileşim sonucunda oluşan, organize olmuş, kolaylıkla tekrar edilebilen davranış ve düşünce kalıbı olarak tanımlanabilir.
Şemalar balık tutmak gibi davranışsal veya balık tutmayı bilmek gibi bilişsel olabilir.
Bir başka yaklaşıma göre Şeyma Yeni bilgilerin yerleştirilmeye çalışıldığı zihinsel bir çerçevedir.
Bebeklerin doğuştan sahip oldukları emme ve yakalama refleksleri ilk şemalarıdır. Bebekler bu şemalarını kullanarak yeni şemalar oluştururlar. Bebek boşanmayı kullanarak annesinin memesini ,biberon ,emziği, kendi parmağını emer.
Daha sonra bu basit şemaların yerini yavaş yavaş karmaşık şemalar alır. Örneğin yeni doğan bir çocuk acıktığında annesinin parmağını uzun süre emerken, üç aylık bir çocuk süt gelmediğini fark ettiğinde parmağını ağzından çıkararak yeni bir şey arar.
2.Adaptasyon ( uyum sağlamak): Adaptasyon ve uyum sağlama organizmanın içinde yaşadığı ortama daha etkin ve olumlu bir ilişkiye girmesi yani ortama ayak uydurması uyum sağlamasıdır.
Adaptasyon süreci birbirini tamamlayan iki farklı süreç olan özümleme ve uyuma süreçlerinden oluşur.
 a.Özümleme:
Özümleme bir nesnenin veya bir olgunun var olan zihinsel şema kategoriler içerisinde yerleştirilmesi bu yolla sınıflanması ve daha sonra da kullanılması olarak tanımlanır.
Her Çocuk yeni bir nesne ile karşılaştığında ve onu kullanmaya başladığında o nesneyi özürlüler yani sindirip kendinden bir parça haline getirir. Çocuk yeni bir nesne ya da durumla karşılaştığında bu nesne ya da durumu daha önce kendisinde var olan şemalarla anlamaya çalışır.

Günlük yaşamda ilk kez karşılaşılan şeyleri bilinen bir şeye benzeterek açıklama davranışı özümseme örneğidir. İlk kez künefeye birisi künefeyi peynirli kadayıf diye özümser.
Künefeyi kadayıf sarması içine alır.
b.Uyuma:
uyuma veya başka bir deyişle kendine uydurmak önceden var olan şemaların kapsam ve niteliklerini değiştirerek yeni edinilen deneyimlerin gereklerine uygun davranmak tır.
Başka bir ifade kullanacak olursak uyuma karşılaşılan bir olayda eski şemalar işe yaramadığında yeni duruma uygun şemalar geliştirmektir.
3.Dengeleme: Piaget’e göre bilişsel gelişimin temelindeki itici güç dengelemedir. Piaget’e göre insan nasıl ki her dengesini kaybedip düştüğünde ayağa kalkıp yeniden denge kurmak istiyorsak zihinsel açıdan da denge de olmak ister.
Yani bilgilerin birbirleri ile tutarlı olmasını aralarında çelişki olmamasını ister.
Dengeleme ile çocuğun yeni karşılaştığı bir durumda kendisinde önceden var olan bilgi ve deneyimleri arasında denge kurmak için yaptığı zihinsel işlemler kastedilmektedir.


4.Örgütleme (organizasyon):  Piaget şekildeki düşünce yada bilgi parçalarının birbirlerinden bağımsız halde bırakılmayarak çocuk tarafından sürekli olarak ilişkilendirilmeye bütünleştirmeye çalışıldığını varsayar. Piaget bu mekanizmayı örgütleme demektedir. Örgütleme yoluyla çocuk giderek daha üst düzeyde daha dengeli zihinsel yapılar kurar.
Çocuk birbirinden bağımsız olarak öğrenci bilgileri birbirlerinden bağımsız biçimler olarak bırakmaz onları birbirleri ile ilişkilendirip yeni bir bilgiye ulaşır.

Piaget'e göre zihinsel gelişimi etkileyen faktörler:

Piaget'e göre zihinsel gelişimi etkileyen Olgunlaşma deneyim toplumsal aktarma yani sosyal geçiş ve dengeleme olmak üzere dört önemli faktör vardır.
1.Olgunlaşma: Piaget’e göre zihinsel gelişim olgunlaşmaya dayalı biyolojik temelli kişisel süreçlerle oluşan bir gelişim türüdür.
Olgunlaşma  insan organizmasında biyolojik sistemin kendi içinden gelen etkenler nedeniyle meydana gelen değişmeleridir. Bilişsel gelişim bireyin ve sinir sisteminin olgunlaşmasına paralel olarak gelişir yeni doğan bir çocuk sadece refleksleri ile tepki verirken beyin ve sinir sistemi olgunlaştıkça reflekslerin yerinin bilinçli tepkiler alır beyin ve sinir sistemi yeterli olgunluğa ulaştığında bilişsel süreçler de ilerleme olur. Biyolojik olgunlaşma olmadan deneyim sosyal geçiş ve dengeleme ortaya çıkmaz.
2.Deneyim( yaşantı): Nesnelerle doğrudan ilişki kurmaktır uyarıcı açısından zengin ortamlarda yaşamak bilişsel gelişime destek sağlar. Daha fazla uyaran bulunan yerde çocuk yeterli bilişsel olgunluğa ulaşmış da daha çok özümleme ya da uyumsama yaparak daha fazla bilgiye sahip olur.

Piaget'e göre nesnelerle ilişki kurmak deneyim kazandırır. Fiziksel deneyim olarak tanımlanan döneyim de nesnelerin fiziki özellikleri öğrenilir. İkinci tür deneyimde ise kişiyi eylemlerindeki bir İç düzenleme yoluyla bilgiye ulaştıran mantıksal matematiksel deneyimdir.
Piaget'e göre insan deneyimleri yoluyla kendi gelişmesine katkı sağlayabilen tek varlıktır.


3.Dengeleme: Yukarıda dediğimiz 3 etmeni birleştiren dengeleme kavramıdır. Daha önce de söz edildiği gibi plakete göre dengeleme çocuğun karşılaştığı her yeni nesne ya da olayda daha önce özümsediklerini kullanarak bu duruma uygun uygun bir davranış düzeyine erişmesi sürecidir. Bu denge durgun değildir. Çocuk etkin ve atılgan bir yapıya sahiptir. Yeni kurulmuş denge etkiler ve çocuğun etkinliği ile bozulacak ve bir üst düzey yeniden kurulacaktır. Her yeni deneyim dengeyi yeniden bozacak denge yeniden oluşturulacaktır.
4.Sosyal geçiş( toplumsal aktarma): Çocuğun anne babadan, arkadaştan, öğretmenden ,kitaptan , kısacası sosyal çevreden öğrendiklerinin tümünü kapsar çocuk bir başkasının yaşantılarını gözleyerek de özümseme ve uyumsama yapar.

Piaget'e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri ve Özellikleri

                                 Piaget'e Göre Zihinsel Gelişim Dönemleri

Piaget’e göre çocuk basitten karmaşığa doğru bir sıra içinde bilişsel gelişimini sürdürüyor.
Piaget zihinsel gelişim aşamalarını aşağıda listelenen 4 dönemde incelemiştir.
1-Duyu hareket (duyusal motor dönemi) 02- yaş

2-İşlem öncesi dönem 3 -7 yaş

3-Somut işlemler dönemi 7 -11 yaş

4-Soyut işlemler dönemi 11 -18 yaş

Piaget'e göre bu gelişim sürecinde dönemlerin sırası değişmez. Gelişim dönemlerinde bireysel farklar vardır. Dönemler arasında hiyerarşi vardır her dönem kendinden önceki dönemin özelliklerine sahiptir her dönemin kendine özgü gelişim özellikleri vardır.
1-) Duyu hareket dönemi
Zihin gelişiminde ilk dönem yaklaşık olarak 0- 3 yaşları arasında yaşanır.
Bu dönemde bebek yakın çevresinde bulunan çeşitli uyarıcıları kendince algılar.
Birçok hareketi önce refleks düzeyinde sonra rastlantısal ve tekil olarak daha sonrada ise ulaşmak istediği bazı amaçlara doğru eşgüdümle gerek tekrarlar. Böylelikle gerek kendi bedeni gerekse çevresindeki nesne ve durumlara ilişkin bazı temel bilgileri edinir. Yani bu dönemde bebeğin zihinsel etkinlikleri duyusal uyarıcılar refleksler ve basit hareketlerle sınırlıdır.
Piaget duyu hareket dönemini 6 alt devreye ayırmıştır.

Bu evreler:

Refleksler aşaması 0- 1 ay

Birincil döngüler tepkiler ve alışkanlıklar aşaması 1-4 ay

İkinci döngüsel tepkiler aşaması 4-8 ay

İkinci döngüsel tepkilerin koordinasyonu ve amaca yönelik davranışlar aşaması 8-12 ay           
Üçüncü döngüsel tepkiler yenilikler ve merak aşaması 12-18 ay

Zihinsel kombinasyonlar ve problem çözme aşaması 18-24 ay ve sonrası

2-)İşlem Öncesi Dönem 3 ile 7 yaşlar arasında kapsayan dönemdir.
Piaget işlem kavramını mantıksal düşünme kavramı ile eşdeğer kabul eder.
Bu nedenle Bu döneme mantıksal düşünme öncesi dönem denilmesi de mümkündür.
Bu dönemdeki çocukların yetişkinlerden farklı kendilerine özgü bir düşünme ve akıl yürütme biçimleri vardır.
Piaget işlem öncesi dönemi sembolik fonksiyon aşaması 3- 4 yaş ile sezgisel dönem aşaması 5-7 yaş olarak 2 aşamaya ayırarak ele alıp inceler.
a.Sembolik fonksiyon evresi: 3-4 yaş sembolik fonksiyon aşamada 3-4 yaşındaki çocuklar mevcut olmayan bir nesneyi veya kişiyi temsil eden bir sözcük sembol ya da varlığı zihinsel olarak ifade etme yeteneğini geliştirir.
Örneğin güneşi kişileri olayları ifade etmede resmi kullanabilirler.
Sembolik fonksiyonların kullanıldığı durumlardan biri de sembolik oyunlardır. Bu aşamada çocuklar sembolik oyunlar oynarlar.

Örneğin çocuklar bu dönemde sofralardan atlar yapıp, onlarla yarışırlar yapar jokeyler gibi davranırlar. Çubuklardan gemiler yapıp derelerde ya da su birikintilerinde onları yüzlülükle ve o gemilerin kaptanları olurlar.
b.Sezgisel düşünm evresi: 5-7 yaş sezgisel düşünme evresindeki çocuklar karşılaştıkları bütün problemlerin çözümleri ne ancak sezgi düzeyinde ulaşabilmektedirler.
Sezgisel düşünme bir problemin kavramın olgunun çok dikkatli incelenmeden deneye ve akla mantığa vurulmadan dolaysız olarak kavranmaya çalışılmasıdır.

Bu dönemdeki çocukların kullandıkları düşünme İlkel bir düşünme biçimidir. Bu ilkel düşünme ve sezgisel düşünme onların sınıflama ve sıralama gibi basit işlemleri bile tam olarak apmalarına imkan tanımamaktadır.
Ancak çok basit düzeyde ; Mesela bir durumu nesne ya da olguyu tek özelliğe göre sınıflamak gerektiğinde bu işlemi yapabilmektedirler.
Örneğin insanları tek özelliklerine göre kızlar ya da erkekler olarak sınıfla ya bilmektedirler.
İşlem öncesindeki dönemde çocukların bilişsel gelişimleri benmerkezci düşünme ,paralel oyun , toplu monolog ,canlandırmacılık, yapaycılık, tersine çevirememe , korunum kavrayamama ve tek özelliğe göre sınıflama kavramları ile açıklanır.

3-)Somut işlemler dönemi: Takriben 7 ile 11 yaşlar arasında yer alan ve ilköğretim birinci kademesinde denk gelen bu dönemde benmerkezci düşünce önemli ölçüde azalır, çocuk bilişsel güçlüklerin üstesinden gelmeye başlar.
Somut işlemler döneminde çocuğun işlemleri muhakeme edişi mantıklı bir hale gelir. İşlem öncesi dönemi çözülemeyen korunum problemleri bu dönemde çözülür. Çocuk işlemleri tersine çevirebilme kapasitesine de erişir.
Yine somut işlemler döneminde çocuk odaktan uzaklaşarak düşünmeye de başlar. Çocuk bu dönemde nesneleri olayları gibi bir ya da birçok özelliklerine göre sınıflandırma sıralama ve karşılaştırma işlemlerini yapabilir.
Daha önce bir kez olsun gördüğü şeyleri o anda görmeden düşünme yolu ile kavrayabilir.
Ancak bu dönemde bir problemin çözülmesi somut nesneler ile bağlantılı olmasına bağlıdır.
Yani çocuk nesneyi olayı ya da onları temsil eden uyarıcıların muhakkak daha önce de en az bir kez görmüş olmalıdır.
Örneğin matematikte rakamlar gibi soyut şeylerle işlem yapmak yerine elma armut gibi somut nesneler ile işlem yapabilirler.
Ayrıca soyut işlemler döneminde kazanılan bazı bilişsel becerilerin gelişimi de bu dönemde başlar.
4-)Soyut işlemler dönemi : En üst bilişsel gelişim dönemi olan bu dönem 11 yaş ve sonrasında başlayarak yetişkinlik yıllarına uzanır. Bu dönemin temel altyapısı ergenlik yıllarında tamamlanır.
Piaget'e göre erken somut işlemler döneminden sonra kişisel somut deneyimlerinin ötesine geçer ve bilmediği yaşamadığı şeylerle ilgili hipotezler kurmaya başlar.
Somut işlemler döneminde hipotezler öneriler kurgular üzerinde yapılabilir. Ancak soyut işlemler döneminde gözlem yatmadan somut deneyim sağlamadan hipotezlerden sonuç çıkarmak mümkün olabilmektedir.
Söz konusu soyut düşüncenin 4 özelliği vardır.
1. Gerçek olan ile mümkün olabilecek olan arasındaki ilişkiyi değerlendirebilme yeteneği
2.Bağdaş kurarak analiz yapabilme yeteneği
3.Alternatifler getirebilme bir başka ifade ile öneriler getirebilme yeteneği
4.Hipotezler ile tümdengelimsel düşünce yeteneği